Haber

Karton Bardak Tiranlığı Neden Her Yerde? Kafelerde Statü Avcılığı, "Hava Atma" Psiko-Politiği ve Dünyadaki Acı Gerçek

İnsanlar neden paralarını verip rezil olmaya, ayakta dikilmeye ve elinde plastik bardakla sokaklarda dolaşmaya bu kadar meraklı? Bu bir delilik mi, yoksa küres…

Karton Bardak Tiranlığı Neden Her Yerde? Kafelerde Statü Avcılığı, "Hava Atma" Psiko-Politiği ve Dünyadaki Acı Gerçek

PazarTarla Gazete

Dünyanın neresine giderseniz gidin, metropollerin en lüks caddelerinde aynı manzarayı görürsünüz: Yüzlerce insan, lüks restoranlarda hakkıyla oturup yemek yemek yerine, küresel zincir kafelerin önünde kuyrukta birbirini eziyor. Parayı bayılıyorlar, siparişi kendileri taşıyorlar, plastik taburelerde tıkış tıkış oturuyorlar ve yetmiyormuş gibi o karton bardağı sokakta bir madalya gibi sallayarak yürüyorlar. Peki, insan türü nasıl oldu da kendi eliyle kendi cezalandırma merkezini kurdu? Bu sorunun peşine düştüğümüzde karşımıza çıkan sorular ve cevaplar, modern insanın ruhsal çöküntüsünü gözler önüne seriyor.

---

Akıllara Kurt Düşüren Sorular ve Cevaplar

Soru 1: İnsan neden parasıyla rezil olacağı, ayakta kalacağı bir mekana gitmek için ısrar eder?
Cevap: Çünkü mesele kahve içmek değil; o mekanın vitrininde "görünür" olmaktır. Birey, kendi evinde veya mütevazı bir esnaf çay ocağında huzur bulamaz; çünkü orada kimseye "ben buradayım" diyemez. Kalabalığın içinde kaybolmamak için, o sahte ve gürültülü popülerliğe para ödemeyi bir ruhsal tatmin zanneder.

Soru 2: Elinde o yabancı logolu karton bardağı sokakta caka satarak gezdirmenin psikolojik kökeni nedir?
Cevap: Tam anlamıyla köksüz bir özenti ve "ben de modern dünyadan kopuk değilim" haykırışıdır. Kendi kültürel kodlarını "sıradan" ve "eski" bulan, Batı menşeli her türlü tüketim alışkanlığını ise "üst sınıf" sanan bir alt kültür ezikliğidir. O bardak, kişinin elinde adeta sahte bir asalet sopası gibi taşınır.

Soru 3: Bu sadece Türkiye'ye özgü bir durum mu, yoksa yurt dışında da durum aynı mı?
Cevap: Ne yazık ki bu küresel bir hastalıktır. Amerika'dan Avrupa'ya, Uzak Doğu'dan Latin Amerika'ya kadar büyük şehirlerde aynı kitle var. Ancak gelişmiş ülkelerdeki orta sınıf bu markaları sadece "hızlı kafein" olarak tüketip geçerken; bizim gibi ekonomik dengesizliklerin ve kimlik arayışının yüksek olduğu ülkelerde bu durum bir statü ve sınıf atlama aracına dönüştürülüyor. Yani batıda öğrenci veya aceleci iş insanı o bardağı içerken, bizde gençler bunu bir sosyal imaj olarak sokakta sergiliyor.

---

Üretenlerin Karşısında Tüketen Bu Sanal Kalabalık

Bir yanda verimli topraklarda sabahın köründe kalkıp tarlasını süren, mahsulüne gözü gibi bakan, arıcılıkla, hayvancılıkla meşgul olan ve ülkenin gıda geleceğini sırtlayan gerçek üreticiler var; diğer yanda ise kafelerde masaya oturmak için sıra bekleyip, elinde plastik bardakla caddelerde hava atarak ömür çürüten sanal bir nesil...

Üreten insan toprağa değer katar, eser bırakır, ülkesini zenginleştirir. Kafelerde "hava atmak" için borç harç yaşayan bu tüketim bağımlısı kitle ise küresel sermayenin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramaz. PazarTarla olarak bizler; elinde karton bardakla caka satanların değil, toprağa basıp alın teri dökenlerin ve üretenlerin bu ülkenin asıl gücü olduğuna inanıyoruz. Karar sizin: Beton kafelerde ömür çürütmek mi, yoksa üreterek iz bırakmak mı?

Haberi PazarTarla Gazete’de okuyun